Logo
Anasayfa
Hakkımda
Blog
Ülkemiz
Ziyaretler
İletişim
★
Ziyaretler

Saha Çalışmalarımız

Halkımızla buluştuğumuz anlar, ziyaretler ve saha izlenimlerimiz.

Diyarbakır Ziyareti
Diyarbakır
14 Nisan 2025

Diyarbakır Ziyareti

Diyarbakır, sadece siyah bazalt taşlardan ibaret bir şehir değil; aynı zamanda toplumsal hafızanın, kültürel direnişin ve çok dilli bir geçmişin yurdudur. Bu kadim şehre yapılan bir ziyaret, yalnızca tarihte değil, coğrafyanın sosyo-politik gerçekliğinde de bir yolculuğa çıkmak demektir. Binlerce yıllık o heybetli Diyarbakır Surları, imparatorlukların yükselişine ve çöküşüne olduğu kadar, bölgenin yakın dönemdeki acılarına da sessizce tanıklık etmiştir. Yakın geçmişte derin çatışma izleri taşıyan ve çehresi değişen Sur ilçesinin dar sokaklarında yürürken, sadece tarihi dokunun değil; yıkımın, zorunlu göçlerin ve o ağır başlı "yeniden var olma" çabasının hüznünü de hissedersiniz. Sokaklarda yankılanan Kürtçe ezgiler ve halkın kendi kimliğini, dilini yaşatma iradesi, şehrin o mağrur ve boyun eğmez ruhunun en net yansımasıdır. Surlardan aşağı, Hevsel Bahçeleri'ne ve ona sınır çizen Dicle Nehri'ne baktığınızda, doğanın bu bitmek bilmeyen toplumsal ve siyasi sarsıntılara nasıl sabırla göğüs gerdiğini görürsünüz. Gezinizin sonunda Hasan Paşa Hanı'nda içeceğiniz acı bir mırra, belki de bu bölgenin yorgun ama bir o kadar da umutlu insanlarının anlattığı sessiz hikayeleri dinlemek için bir bahanedir. Diyarbakır'ı ziyaret etmek sadece turistik bir rota çizmek değil; şehrin taşıdığı siyasi ağırlıkla, kabuk bağlamaya çalışan yaralarıyla ve tükenmeyen yaşama inadıyla yüzleşmektir.

İstanbul
İstanbul
6 Nisan 2025

İstanbul

İstanbul, yalnızca iki kıtayı birbirine bağlayan efsanevi bir köprü değil; aynı zamanda rantın, kültürel hegemonya savaşlarının ve bitmek bilmeyen bir kent hakkı mücadelesinin en büyük sahnesidir. Bu devasa metropolü adımlamak, bir yanda bin yıllık imparatorlukların görkemine, diğer yanda vahşi bir kentsel dönüşümün yuttuğu mahallelere aynı anda tanıklık etmektir. Tarihi Yarımada’dan ufka baktığınızda, o eşsiz silüette Mimar Sinan’ın zarif minareleri ile göğe birer hançer gibi saplanan lüks rezidansların girdiği güç savaşını görürsünüz. İstiklal Caddesi'nin betonlaşmış, hafızasızlaştırılmaya çalışılan zemininde yürürken, şehrin çok kültürlü geçmişinin izlerinin nasıl silindiğini ve her köşe başında devletin güvenlikçi politikalarının o ağır gölgesini hissedersiniz. Burası; Taksim Meydanı'nın kalabalıklara kapatılmaya çalışıldığı, ağaçların toplumsal bir itirazın sembolüne dönüştüğü ve Cumartesi Anneleri'nin susmayan sessizliğinin taşlara kazındığı yerdir. Şehrin ruhunu anlamak için bir Boğaz vapuruna bindiğinizde, martı seslerine yalnızca vapurun düdüğü karışmaz. Boğaz'ın iki yakasında, Galatasaray ve Fenerbahçe gibi köklü kulüplerin stadyumlarından yükselen o kolektif itiraz sesleri ve tribün kültürünün taşıdığı muhalif damar, bu şehirde futbolun bile hiçbir zaman sadece futbol olmadığını size fısıldar. Stadyumlar da tıpkı sokaklar gibi, bu şehrin nefes aldığı ve kitlelerin sesini iktidara duyurduğu birer toplumsal hafıza mekânıdır. Gezinizin sonunda, lüks yalıların gölgesinde değil de Moda Sahili'nde ya da Karaköy'de denize karşı içeceğiniz demli bir çay, kentin o yorucu ve adaletsiz kaosuna verilmiş kısa bir moladır. İstanbul'u gezmek, sadece boğazın ışıltısına aldanmak değil; sermaye uğruna talan edilen doğasına, çeperlere itilen emekçilerine ve her şeye rağmen sokaklarında akmaya devam eden o zapt edilemez, asi yaşam enerjisine dokunmaktır.

Ankara
Ankara
13 Nisan 2025

Ankara

Ankara, gri binaların ve kravatlı bürokrasinin çok ötesinde; bir ulusun küllerinden doğuşuna ve o ulusun bitmek bilmeyen siyasi çalkantılarına sahne olmuş, Cumhuriyet’in kalbidir. Bu şehre yapılan bir ziyaret, yalnızca bir başkenti gezmek değil, Türkiye'nin modernleşme sancılarını ve iktidar mücadelelerini sokak sokak okumaktır. Şehre adım attığınızda, Ulus'taki İlk Meclis'in o mütevazı taş binası size imkansızlıklar içindeki kuruluş yıllarının, bağımsızlık fikrinin ruhunu fısıldar. Ancak rotanızı şehrin yeni merkezlerine çevirdiğinizde, mütevazı Çankaya'dan devasa ve ihtişamlı yeni iktidar sembollerine uzanan o mimari dönüşüm, devletin ve siyasetin yıllar içindeki ideolojik değişimini en çıplak haliyle yüzünüze vurur. Ankara, gücün ve otoritenin nasıl el ve şekil değiştirdiğinin canlı bir sergisidir. Adımlarınız sizi Kızılay Meydanı'na ya da Yüksel Caddesi'ne götürdüğünde, buranın sadece kalabalık bir kavşak olmadığını anlarsınız. Bu sokaklar; öğrenci hareketlerinin, sendikal hak arayışlarının, biber gazı kokan direnişlerin ve ne yazık ki yakın tarihimizin en ağır siyasi travmalarının, yitirilen canların hafızasını taşır. Ankara'nın o meşhur ayazı sadece ikliminden değil, bazen de devletin o soğuk, resmi yüzünden gelir. Gezinizin sonunda Ankara Kalesi'ne çıkıp çıtır bir Ankara simidi ve demli bir çay eşliğinde şehre yukarıdan baktığınızda, bir yanda yükselen lüks plazaları, diğer yanda çarpık kentleşmenin ve ekonomik eşitsizliğin gizlenemediği yamaçları görürsünüz. Ankara'yı anlamak; bozkırın ortasında yeşeren bir umudun, bürokrasinin ağır çarkları ve bitmeyen güç savaşları arasında nasıl ayakta kalmaya çalıştığına şahitlik etmektir.

Birlikte yürüyoruz

Geleceği Bugünden İnşa Ediyoruz

“Vatanseverlik, bayrak asmak değil; ülkenin geleceğine yatırım yapmaktır.”

Toplumun tüm kesimlerini kapsayan, adil ve sürdürülebilir bir gelecek vizyonu etrafında bireyleri birleştirerek, birlikte daha güçlü bir Türkiye için çalışıyoruz.

İmza

Keşfet

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Blog
  • Ülkemiz
  • İletişim

İletişim

📍

Türkiye Cumhuriyeti

© 2026 Tüm Hakları Saklıdır

Geleceği İnşa Eden Satırlar

Admin