Ukrayna–Rusya: Beşinci Yılda Donmuş Ateş, Çözülmeyen Düğümler

Büyük zafer hayalleri çoktan soldu; geriye yıpratma savaşı kaldı
Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik tam ölçekli işgalinin dördüncü yılını geride bıraktığı bu süreçte savaş, artık kimsenin hızlı bir zafer hayal etmediği bir yıpratma çatışmasına dönüştü. Cephede her iki taraf da ilerleme iddiasında bulunuyor; ancak haritaya bakıldığında büyük bir değişim göze çarpmıyor.
Cephede Durum
Rusya'nın Donetsk bölgesindeki baskısı sürüyor. Putin, yaklaşık altı ay önce Ukrayna'nın bölgenin yüzde 35'ini kontrol ettiğini, bu oranın şu an yüzde 15-17'ye gerilediğini açıkladı. Ukrayna tarafı ise Dnipro bölgesinin güneydoğusunda kaybettiği toprakların büyük bölümünü geri aldığını öne sürüyor. İki tarafın da cephedeki gelişmeleri kendi lehine sunduğu, sahadan bağımsız doğrulama yapmanın giderek zorlaştığı bir tablodayız.
Mart ayı boyunca Rusya'nın İHA saldırıları şiddetlendi. Yalnızca 23-24 Mart arasındaki 24 saatlik dilimde yaklaşık bin adet İHA Ukrayna topraklarını hedef aldı; Zaporijya, Sumi, Poltava ve Harkiv bölgeleri en ağır saldırılara maruz kalan bölgeler oldu. Ukrayna Hava Kuvvetleri bu İHA'ların büyük çoğunluğunu düşürdüğünü açıklasa da altyapıya verilen hasar birikmekte.
Sivil kayıplar da gündemin dışına çıkmıyor. Mart başında Sloviansk şehir merkezine düzenlenen bir hava saldırısında 4 kişi hayatını kaybetti, 16 kişi yaralandı. Sumi bölgesindeki Sopiç köyünden 19 sivil Rusya'ya kaçırıldı.
Diplomasi: "Barış" Kelimesi Havada Asılı
Trump yönetimi çatışmayı sona erdirme konusunda baskı uygulamaya devam ediyor; ancak Washington'ın tutumu giderek netleşiyor: ABD, Ukrayna adına seçim yapamaz. Dışişleri Bakanı Rubio, Zelenskyy'nin Donbas bölgelerinden çekilme kararı almadığı sürece savaşın süreceğini ima etti. Rusya'nın masadaki pozisyonu da sertleşmiş; barış müzakerelerinde kilit konularda somut bir ilerleme kaydedilemediğini Kremlin sözcüsü Peskov da dile getirdi.
Ukrayna'nın beklenmedik biçimde Trump'ın barış taslağına mesafeli durması, Batı'da "kimin barışı istemediği" sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Polonya Başbakanı Tusk, barışı reddeden tarafın Rusya olduğunu savunurken, Washington barış planının Kiev'in esnekliğine bağlı olduğunu vurguluyor. Taraflar birbirini suçluyor ve bu döngü kırılmadan müzakereler ilerlemiyor.
Türkiye ise 2025'te İstanbul'da yürütülen müzakere turlarında esir ve cenaze takası gibi insani başlıklarda somut sonuçlar üretmiş, 2026'da da "kanalı açık tutma" rolünü sürdürüyor. Ancak temel siyasi meseleler —toprak statüsü, güvenlik garantileri, Zaporijya Nükleer Santrali'nin kontrolü— hâlâ masanın üzerinde bekliyor.
Bir Gözlem
Bu savaşta dikkat çeken şey, her iki tarafın da "kazanamadığını" ama "kaybetmediğini" düşünmesi. Bu his barışı geciktiriyor. Ukrayna toprak bırakmak istemiyor; Rusya ise fiilen işgal ettiği toprakları hukuki zemine oturtmadan masadan kalkmaya yanaşmıyor.
Avrupa, ABD'nin Orta Doğu'daki savaş nedeniyle dikkatini başka yöne çevirdiğinden çekiniyor ve haklı. Daha önce Ukrayna'ya tahsis edilen Amerikan mühimmatının bir kısmı artık Orta Doğu'ya yönlendiriliyor. Savaşın "donmuş çatışma"ya evrilip evrilmeyeceği sorusu ise her geçen ay biraz daha anlamlı hâle geliyor.
Düşünceleriniz için